Reklam
Ah Arif abi ahh..!
Tuncay Dağlı

Tuncay Dağlı

SÜZGEÇ

Ah Arif abi ahh..!

08 Ağustos 2017 - 10:44

Amirlerinin gözüne girmek için kırk takla atan sözde basın danışmanlarını görünce ya da hiç bir meziyeti olmadığı halde, torpille işe giren akraba tanıdık ve hemşeri basın danışmanlarıyla karşılaşınca aklıma hep Arif abi gelir, "ah Arif abi ahh..!" diyerek kulağını çınlatırım..

Arif abi kim mi?

Eski Adana Valiliği Basın Danışmanı Arif Tekin..

Ben İstanbul’a kapağı atmadan önce emekli oldu ama basın camiasından hiç kopmadı.En son Adana’ya gittiğimde Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’nde karşılaşmış, eski günleri anmıştık.
Hani “şeker gibi adam” derlerler ya işte öyle biri Arif abi.

Aslında yalnızca Arif abi değil, kardeşleri ve ağabeyi de öyleydi, benim için..

Yıllarca Adana sporuna hizmet veren, eski İl Gençlik Spor Müdür Yardımcısı Kazım Tekin ile Atletizm Adana İl Temsilciliği yapan Hasan Tekin ve geçtiğimiz Mayıs ayında vefat eden ağabeyleri eski Adana Milletvekili Turgut Tekin de samimi ve dost canlısı insanlardı.

İnsan böyle olup, gönüllerde yer edinince unutulması da mümkün olmuyor. Değişik zamanlarda, değişik nedenlerle hafızanın bir köşesinden çıkıp, tebessümle anılıyorlar..

Gelelim Arif abiye..

Cahit Sıtkı Tarancı'nın “Yaş otuz beş” şiirindeki yolun yarısı, benim için gazetecilik mesleğindeki yolun yarısını çağrıştırıyor. Şiirdeki yolun yarısını geçeli ise çok oldu.

İşte bu yolda karşılaştığım nadir insanlardan biri de Arif abidir..

Ama yalnız bana göre değil, Adana basınındaki tüm gazeteciler tarafından saygı duyulan, sevilen ve görevini en iyi şekilde yaptığı için yirmiye yakın valiyle çalışma başarısı elde eden biridir kendisi..

Onunla neredeyse Adana’nın tüm ilçelerini ve birçok köyünü dolaşmış, haber takibi yapmış biri olarak “bugüne kadar öyle bir basın danışmanıyla daha karşılaşmadım” desem yalan olmaz.

Bir defa valinin basın ve halkla ilişkiler müdürü olduğu halde, tıpkı bizler gibi yani bir gazeteci gibi davranır, bizim için gerekirse valiyle bile tartışırdı.

Yani önce bizim hakkımızı korurdu. Hep bizden yanaydı.

Valinin ziyaret programlarında, bir bakan veya başbakan kente geldiğinde, aracı olmayan basın mensupları için özel bir minibüs tahsis ettirir, kendisi de bu araca biner ve çalışma bitene kadar gazetecilerle birlikte dolaşırdı.

Program sırasında haber takibindeki basın mensuplarının yeme, içme, dinlenme gibi ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlar, yol boyunca sıkılmamak için de fıkralar anlatıp, anılarını paylaşarak, birlikte hoş vakit geçirirdi.

Arif abinin yaşı da hepimizden büyüktü. Yani küçükle küçük büyükle büyük olmasını bilen biriydi.

O gerçekten işini iyi yapan, kraldan çok kralcı olmayan, kendini beğenmiş, torpille bir belediye ya da başka bir kurum ve kuruluşun basın danışmanlığını kapanlar gibi değildi.

Şimdi bunları neden mi yazdım?

Geçtiğimiz günlerde bir basın danışmanına rastladım da.. Sanki yüce dağları babası, alçak tepeleri de kendisi yaratmış edasındaydı. Danışmalığını yaptığı kişi onun yanında sönük kalıyordu.

“Havan kime diyesim” geldi içimden, yuttum.. Çünkü havasından geçilmiyordu..

Eskiden vitrin olsun diye bazı özel kuruluşlar halkla ilişkiler departmanlarında eski mankenleri görevlendirirdi.

Şimdilerde artistleri basın danışmanı yapıyorlar galiba..

Ah Arif abi ahh..!

 

Not: Arif abi ile ilgili yazıma facebokta yapılan yorumları okumak için..

https://www.facebook.com/tuncaydagli34/posts/10155593484141100

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar